Türkiye’de dindarlık algısı


türkiye

asım yapıcıÇukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Asım Yapıcı Türkiye’de dindarlığı değerlendirdi.

Din bir atmosfer gibidir aslında ama biz o atmosferde yaşayan insanlarız farklı yörelerde farklı insanlar teneffüz eder o havayı dindarlığı orada yakalamak lazım. Bir metin bir takım kurallar inançlar ritüeller ibadetler ahlak esasları bir coğrafya içerisinde o coğrafyadaki de bireyler tarafından bireyler tarafından sorulur. Bu kez de herkes kendine göre sormaya başlar. İşte nesnel olan din bireylerin teneffüs etmesi ile öznelleşmeye başlar bura da dindarlık dediğimiz şey ortay çıkar.

Öznelleşme bir kaç şeyden beslenir, bir tanesi metindir, tefsir, hadis gibi şeylerdir. Bir yerde metin varsa yorum vardır. Bu metinler aynısı gibi durmaz mutlaka bir bakış açısı ile bakılır, yorumlanır değerlenir incelenir, bu arada da kültür devreye girer. Bir bakarız Afganistan’da, Balkanlar’da İngiltere’de farklı anlamlar yüklenebilir. O yüklenen anlam da bireyin psikoloji ile ayrıca bir defa daha süzgeçten geçirir ve yeniden öznelleşir. Nesnel olan metin bir toplumda öznelleşir bir de bireyde öznelleşir, ikinci bir öznelleşme gerçekleşir.

Dindarlık dediğimiz şey; iki temel sorunla sıkıntılıdır. Kuran’dan mı, hadisten mi, yaşanılanlardan mı alacağım bu kriteri nereden alacağım sorusu var. İkincisi ise; bu kadar çok farklı her insanın biricik yaşadığı duyguları, düşünceleri, hisleri ile dindarlıklar nasıl bir grup içerisinde toplayacağız bu da ikinci soru ve sorundur.

Bir şey hakkında konuşamıyorsak o zaman dindarlık üzerinde konuşamayız. O zaman 7 milyarın farklı inanışı olur ve farklı bir yaşantı gerçekleşir. Bir şekli ile en azından konuşabilmemiz için tipoloji belirlememiz lazım bunun için de bir genelleme, kategorizasyon yapmamız gerekli. Bu kategorilerin dışında kalacaklar olacaktır. Bu kategoriyi ise benzerliklere göre kurabiliriz. Dindarlık tipolojilerinin neye ve kime göre göre çok önemlidir. Kuran-ı Kerim’de veya metinde var olan dindarlık kriteri ile tarihsel serüven de ya da bugün gözlenen dindarlık ritüelleri ayrışmayı ya da dönüşmeyi ortaya koyacak unsurlardır.

Dindarlık meselesi eğer dinin öznelleşmesi ise burada özen olan şeyin aynı zamanda nasıl dışarıya görüldüğü meselesi var. Bir dönemler kriterimiz, ibadet ediyorsa dindardır dı. Hristiyanlıkta da bu böyle idi. Buna biz tekli kriter bir şey diyoruz. Aslında dindarlık çok kolay bir şey değil. Kişiyi ibadetini yapıyor, namazını kılıyor, orucunu tutuyor ama hayatında dinin etkisi az, bu insan dindar mı değil mi? dinin etkisi dediğimiş şey ise İslamiyetin belirlediği dünya görüşü ahlak anlayışı ve hayata bakışı ne ise ona göre yaşamaktır. Bunu temelinde ise ahlaki esaslar vardır, iyi insan, iyi müslüman olacaksınız, aldatmayacaksınız gibi kriterleri vardır. Birey namazını kılıyor ama bu konularda gevşek, biz bunu dindar sayacak mıyız? işte burada çoklu tipoloji dediğimiz şey çıkıyor ortaya. İnanıştça dindar durumu ortaya çıkıyor. İbadette dindar sadece ibadet ediyor, bilgide dindar sadece bilgisi var, etkide dindar dinin gündelik hayatta etkisini hissediyor, hissi dindar içerisinde yaşıyor.

Bir kültürün içerisinde doğmanın otomatik olarak getirdiği bir dindarlık vardır bir de sorgulayarak, araştırarak neye niçin inandığını sorgulayarak inanma vardır. Bunun üzerinde de bir dindarlık vardır Gazali’nin dediği gibi zevk dindarlığı yani Allah’ı anmanın kalbi titretmesi gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in