Toplum Savaşa Nasıl İkna Ediliyor?


savas

Şavaş mı? barış mı? diye sorduğumuzda çoğumuz barış deriz. Ancak öyle durumlar oluyor ki savaş kaçınılmaz denilebiliyor. Peki bu durumlar nedir? bir toplum savaşlara nasıl ikna edilir?

ABD – İspanya savaşı

1895’te ABD, İspanya ile savaşa girmek için içerisinde 266 denizcisi bulunan kendi gemisini batırdı. Kamuoyuna geminin bir ispanyol mayını tarafından batırıldığı açıklandı, halk hükümete kayıtsız destek verdi. Savaş 4 ay sürdü 400 ABD askeri öldü. Yaklaşık 5 bin kişi kötü koşullar nedeniyle hastalıktan öldü.

ABD, Kuveyt’e girmek için kamuoyunu nasıl manüpüle etti?

Nahira adında bir genç kız; saddamın askerlerinin bebeklerin küvezlerden çıkarıp ölüme terk ettiğini anlattı, bu sebepten dolayı ABD kamuoyu hükümete kayıtsız destek verdi ve ABD savaşa girdi. Kuveyt bağımsızlığını geri aldı. Ancak itiraf eden Nahira yalan söylemişti. Nahira uzun süredir, ABD’de yaşıyordu, Kuveyt büyükelçisinin kızıydı. Bir yalan ile başlayan savaşta yaklaşık 150 bin kişi öldü, 100 bine yakın kişi yaralandı.

ABD, Irak’ta nükleer silah bulamadı

irak-isgalinin-bahaneleri-coktu

Dönemin savunma bakanı Paul, Irak’ın nükleer silahlara sahip olduğunu söyledi. Bu bilgi kamuoyunda kabul gördü ve Irak işgal edildi, lideri Saddam idam edildi. Paul yıllar sonra pişman olduğunu ve o dönem kandırıldığını itiraf etti. Bu yalanın çıkardığı savaşta 1 milyondan fazla insan öldü. Nükleer, kimyasal ya da biyolojik silah bulunamadı.

1. körfez savaşı için petrole bulanmış kuşları bahane ettiler

1. körfez savaşında Saddam’ın körfezi temizlenemeyecek düzeyde kirlettiğini gösterdi. Kanıt olarak petrole bulanmış kuşları gösterdiler. Ancak görüntülerdeki kuşların aslında yıllar önce kaza yapan bir tankerden denize yayılan petroller ile kirlendiği ortaya çıktı.


Halklar nasıl ikna olur

Nevzat TarhanProf. Dr. Nevzat Tarhan

Savaşın olması için, savaşın fikirsel temeli olması lazım ki buna savaş ideoloji deniliyor. Savaş uğrunda riske girilebilecek gerekçe lazım. Bu gerekçe olmadan insanların savaşmaya ikna edilemez. Liderler savaşa inandıktan sonra halkı buna nasıl inandırırız diye yöneticilerin psikolojik savaş birimlerinde bununla ilgili bir çalışma yapılır, savaşın haklı gerekçesi ortaya çıkar ve medya ile kamuoyuna sunulur.

Genellikle stratejik hedef belirleniyor ve o hedefe göre hareket ediliyor. Büyük savaş olacak küçük savaşa razı olalım tarzında önleyici bir savaşa girilebiliyor. Önleyici savaş ise kontrollü şekilde başlatılıyor.

Fil avcıları olgusu

Toplumun inandırılması, toplumun gelin bizi kurtarın demesi için çalışılır.”fil olgusu” vardır. Fil avcılarının kullanıldığı yöntem vardır. Büyük bir kuyu kazarlar, fil içeri düşer ve siyah elbise ile gelip acı çektirirler, daha sonra beyaz elbiseliler gelir ve fili kurtarılır. Daha sonra fil beyaz elbiseli olan herkese itaat eder. Fili böyle terbiye ederler. Toplumu önce korkutup, sonra kurtarıp onlara tabi olmasını sağlarlar. Fil avcıları olgusu psikolojik savaşta kullanılan bir yöntemdir.

Bir ülkede çoğulculuk, muhalefet yok ise toplum kolay ikna edilebiliyor. Çoğulcuğun olduğu bir ülkede alternatif medyada olduğu için fikirler olgunlaşarak ortaya çıkar ve gerçeğe daha yakındır, daha az hata yapılır.

 

Toplumun büyük bir bölümü ekranda gösterilene inanıyor

 

ümit özdağProf. Dr. Ümit Özdağ
Modern dünyada kamuoyunun savaşa ikna edilebilmesi için hükümetlerin muhakak bazı çalışmalar yaptığı, kamuoyunu yönlendirdiği ve önüne bir düşman resmi koyduğunu görüyoruz.
Kendi sınırlarına yönelik sanki bir saldırıyı düzenliyormuşçasına bir eylem yapmasına izin verebilir veya öyle bir eylemi gerçekleştirip karşı tarafın üzerine atabilir. Buna benzer bir olay 1956 tarihli ingiliz istihbarat servisi raporundan biliyoruz. Suriye’ye karşı ABD, İngiliz istihbarat operasyonlarının planları yayınlandı, orada bizim ajanlar vasıtası ile Suriye’nin topraklarından komşu ülkelere saldırılar düzenlenmeli ve daha sonra dünya kamuoyunun üzerinden Suriye’deki rejim teşhir edilmelidir deniliyor.

Toplumun her ferdi için olayları değerlendirmesi mümkün değil. Toplumun çok büyük bir bölümü ekranda gösterilene inanıyor ve siz ondan şüphe duyarsanız sizi toplumda küçük düşürüyorlar ve deli gözü ile bakıyorlar. Kaddafi’nin devrildiği günlerde Berlisconi’nin yaptığı bir açıklama vardır; Ben gittim Libya’da gördüm, Kaddafi’yi halk seviyordu ama bir yerlerde Kaddafi’nin gitmesi kararı alınmıştı. Benim yapabileceğim bir şey yoktu demişti. Bu müthiş bir itiraf. Düşünün Türk medyasında Berlisconi’nin sarışına baktı haberi manşet olarak çıkarken bu kadar büyük bir haberin yabancı basında iki üç internet sitesinde kalması aslında savaşların nasıl yürütüldüğünü, gerçek olmayan bilgilerin nasıl manşetlere çıkarken, gerçek olmayan bilgilerin nasıl manşetlerden uzak tutulduğunu gösteriyor.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in