Kürk Mantolu Madonna Kitap incelemesi


 

sabahattin ali

Türkiye’deki kütüphanelerde yapılan araştırmaya göre 2015 yılında en çok Kürk Mantolu Madonna ödünç alındı. Bu kitap hayatımızda neye tekamül etti? bizi nasıl etkiledi de bu kadar okuduk?

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna kitabında insanı da aşkı da öyle naif, öyle duru anlattı ki aradan 80 yıl geçti biz hala birbirimizi anlamaya o kitaptan başlıyoruz.

“Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu
Hiç bulunmayacak yerlere saklamalı”

Kürk Mantolu Madonna’nın kahramanı Raif Efendi’nin günlüğü böyle bitiyordu. Bu aynı zamanda hikayenin de sonuydu. 80 yılda milyonlarca okuru peşinden sürükleyen, tekrar tekrara okuyan ama hiç filmi çekilmeyen Sabahattin Ali Romanı.

İlk olarak 1940 yılında Hakikat gazetesinde 48 bölümde yayınlandı. 3 yıl sonra bir roman olarak kitapçılardaydı. Raif Efendi ve Maria Puder’in aslında yaşanan ama bir türlü kavuşulamayan aşkını anlatıyordu. Kitap üzerine pek çok araştırma yapıldı, tezler yazıldı. İngiliz yayıncılar kitabı modern klasikler arasına aldı. İlk basıldığı 1943 yılından bu yana 1 milyondan fazla sattı. Ama tüm bunlar Kürk Mantolu Madonna’nın sırrını çözemedi. Bu güne kadar bir sürü aşk romanı yazılmıştı peki Kürk Mantolu Madonna’nın farkı ne idi?

 

Kitaba ilk eleştiri Nazım Hikmetten geldi

nazım hikmetKitaba yapılan ilk eleştirilerlerden birisi Nazım Hikmet’ten gelecekti. Bursa hapishanesinden Sabahattin Ali’ye yazdığı mektupta şu satırları kaleme alıyordu. “Kürk Mantolu Madonna, ben bu kitabı hem sevdim hem kızdım. Evvela ne için kızdığımı söyleyeyim. Kitabın birinci kısmı bir harikadır. Bu kısmın kendi yolunda intişafi yani bir küçük burjuva ailesinin içyüzünü tahlili öyle bir haşmetle genişletmek istidadında ki, insan buradan ikinci kısma geçerken elinde olmayarak yazık olmuş bu çok orjinal çok mükemmel başlangıç ve imkan boşuna harcanmış, keşke bu başlangıç harcanmasaydı, diyor. Ben başlangıcı okurken yani Berlin’e kadar olan pasajı, senin benim anlamadığım manadaki realizmine hayran oldum. Beni dinlersen o başlangıcı almak ve kahramanı ölümünü kısaca tekrarlamak suretiyle o ailenin efradı ve eşhasının hayatları etrafında bir ikinci cilt, ayrı bir roman yapabilirsin, böylelikle de dinlemeye başladığımız harika musiki birdenbire kesilmiş olmaz. Gelelim ikinci kısmına, o kısım, başlı başına bir büyük hikaye olarak güzeldir ve böyle bir tecrübe gerek senin için gerekse Türk edebiyatı için lazımdı. Sen bu tecrübeyi başarıyla yaptın.” Nazım Hikmet /1943 Bursa Cezaevi.

Yazar – Eleştirmen Füsun Akatlı ise kitabın 78. basımının önsözünde Türk anlatı edebiyatının küçük ve zarif bir mücevheri gibidir diye tarif etmektedir.

Sabahattin Ali kendi romanı şöyle anlatmaktadır, Bu eser benim kafamın içerisinde yıllar önce hazırlanmıştı. Yazıya dökmemek imkansızdı diye tarif edecekti.

 

Kürk Mantolu Madonna’da ne buluyoruz?

ahmet ümitYazar Ahmet Ümit, Kürk Mantolu Madonna kitabını değerlendirdi. Nazım Hikmet’e katılıyorum. Kitapta iki farklı roman var. Bir tanesi küçük burjuva ailesini anlatıyor. Diğer tarafta  ise olağanüstü bir aşk hikayesi var. Romanları yazarken belirli kurallar vardır. Roman yazarken uygun dil, karakterlerin derinlemesine anlatılması önemlidir, hikayenin anlatılması ve kurgulanması önemlidir. Bunların hepsini yaparsınız ama roman olmayabilir. Bu büyü okuyucu zamanında sarar ya da aradan zaman geçtikten sonra okuyucuyu sarar. Kürk Mantolu Madonna böyle bir roman. Bir yanı ile Türk erkeğini çok iyi anlatıyor, anneye bağlı bir karakter var. Kadın kahraman Maria Puder ise daha güçlü bir karakter. Bütün aşklarda olan önemli bir mesele var ki bir araya gelememek meselesi bunu Sabahattin Ali şahane bir biçimde anlatmış. Kürk Mantolu Madonna’ya baktığımızda ikili bir yapı görürüz ama tuhaf bir şekilde yepyeni bir yapıtın ortaya çıkmasına yol açmıştır ki, aradan geçen bunca seneye rağmen çok okunan bir kitaptır.

 

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali: Romandaki sevginin samimiyeti şimdiki toplumu etkiliyor

Filiz AliBabamın arkadaşlarının; “sen şimdi aşk romanı yazacak adam mıydın” dediklerini biliyorum. Ne babamın beklediği ne de benim beklediğim bir beğeniye ulaştı. Gerçekten sürpriz oldu.

Hepimizin bildiği bir aşk değil. Raif efendi tipik bir erkek değil. Maria’da tipik bir kadın değil. Rolleri değişmiş gibiler. Maria Puder, Raif efendiye kız gibisin diyor. Raif Efendi çok saf bir adam, kibar bir adam aynı zamanda hayatında hiçbir tecrübesi yok. Sadece anlattığı öykü değil, aynı zamanda insanların birbirine karşı duydukları sevgi, o sevginin samimiyeti, o sevginin ne kadar güçlü olduğu meselesi demek ki şimdi toplumdaki insanı çok etkiliyor. Yani olmayan bir şey olduğu gibi etkiliyor.

Okullara davet ediliyorum, orada gençlerin Kürk Mantolu Madonna’dan bahsederken gözlerinin dolduğunu görüyorum. Müthiş bir özlemle okuyorlar. Böyle bir hayatı biz neden yaşamıyoruz? bizim hayatımızda neden böyle aşk yok? diyorlar. Ufacık dünyanın içerisinde yoğun duyguların yaşandığı bir roman. Bu açıdan Sabahattin Ali’nin diğer romanlarına benzemeyen bir tarafı var.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in