Kalkınma için büyük plan


kerem alkınAhmet Davutoğlu geçen günlerde Türkiye’nin kalkınması için 8 ana başlık altında 380 eylem planı açıkladı. Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prf. Dr. Kerem Alkin Bu projenin neler getireceği hakkında öngörülerde bulundu.

 

Bu açıklama bir seçim bildirisidir

Kendi mecrasından bu bir seçim bildirgisidir. Ak Parti belki de tek başına iktidarını düşünüyor olarak, yine biz devam edeceğiz düşüncesi ile bunları paylaşmakta mahsur görmemişler. Devletin devamlılığı esastır, burada ifade edilen makro yaklaşımların büyük bir kısmı Türkiye’nin yapmakta olduğu genel unsurlar.

Türkiye’de çalışan kesimin kayıt dışı sıkıntısı var

Bu hedefler başka bir koalisyonun iktidar olması halinde yine de sahiplenilecek bir plan.Alt detaylara kadar indirilen bir yaklaşım bu güne kadar pek yoktu. Buna göre bir sistem koydular ve bu modele bağlı olarak her bir maddenin ciddi anlamda takip edilmesi lazım. Bu adımların hepsini takibi kolay iş değil.

2008’deki küresel finans krizi ile birlikte dünyadaki bütün makro ekonomik yapılanmalar büyüme ile ilgili modeller çöktü. Yeni bir model oluşturan Türkiye bundan sonra ki bilgi aktarımını gerçekleştirmeye çalışıyor. Türkiye’de kendi çalıştırdı iş gücünü, kayıt altında çalıştıran iş veren açısından anormal yükler var. Bu anormal yüklerin temel sorunu Türkiye’deki çalışan kesimin yüzde 50 kayıt dışı sorunu var. Kayıtlı yüzde 50 kişinin üzerinden alınan vergi yükü Türkiye’nin aşması gerektiği bir problemdir. Bununla birlikte reform yapılmaya çalışıldığı zaman işler olmuyor. İlk önce kayıt dışı problemini ortadan kaldırmak gereklidir. Türkiye’de kayıt dışılık azaldıkça bir yandan da sosyal güvenlik yükleri ile vergi yüklerini iş verene aktardıkça daha rahat bir ekonomi olur. Burada öncelikleri iyi tespit etmek lazım.

Reklamlardan dolayı inşaat sektörünün ekonomide büyük rol oynadığı algısı var

1998’de bu ülkede tasarrufların milli gelire oranı 22.6 idi biz maalesef bunu 13.6 lara kadar düşürmek zorunda kaldık, bu hiç hayra alamet bir şey değil. Problemin özü şu; Türkiye’nin yatırım yapma hızını milli gelire böldüğümüzde bunun en az yüzde 25 ler düzeyinde olması gerekiyor, o zaman bizim cari açık vermemiz için tasarruf oranımızın yüzde 25 olması gerekiyor. Rakibimiz olan ülkelerin büyük bir kısmının tasarrufların milli gelire oranı yüzde otuz bizde ise yüzde 14 bizim ne kadar sıkıntılı bir noktada olduğumuzun göstergesidir. Biz Türk toplumunu daha çok tasarruf etmeye çalışıyoruz ki ekonomiyi büyütmemiz için.

Türkiye’deki görsel ve yazılı olan medyaya konut endüstrileri reklam veriliyor, bu da inşaat sektörünün büyük bir atılım içine girildiği algısı var. Bu bir yanlış anlamadır. Gayrimenkul sektöründe kayıt altına alınması lazım, sektörü kurumsal bir yapıya dönüştürmemiz gereklidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in