Dejavu Nedir? Neden Başımıza Gelir?


 

Hayatımızın bazı anlarında yaşadığımız bir olayı sanki daha önceden yaşamış olduğumuzu sanırız. Mesela bulunduğumuz bir yerde daha önce bulunduğumuz hissine kapılırız. Bir kişiyi gördüğümüzde sanki daha önce görmüş gibi hissederiz. İşte bu tür deneyimlere dejavu denir. Dejavunün başka bir anlatımı da daha önce yaşadım hissiyatıdır. Deja vu kelimesi Fransız’ca dan gelmektedir.

Bilim riteratürlerinde dejavu ilk defa 1958 yılında Edward B. Titchener tarafından bir psikoloji kitabı isimli kitabında tanımlamıştır. Doktor Titchener dejavuyu şöyle izah etmektedir; Beyin bir deneyime yönelik olarak tam bir algı üretmeden önce kısmı bir algı yaratır işte bu kısmi algı daha önce deneyimlenmemiş olay olduğu hissi yaratmaktadır. Dejavu yaşayan insanlar yaşadıkları bir olayı sanki daha önceden yaşamış ya da yüksek oranda benzerlik olarak tanımlamaktadır.

Dejavu bilimsel olarak iki şekilde gerçekleşmektedir

Hemen hemen herkesin yaşayabileceği dejavu olayı bilimsel olarak iki şekilde gerçekleşmektedir. Bunlardan birincisi; Dejasente olarak adlandırılır, dejasente daha önce anımsanmayan bir hissin anımsanmasıdır. İkincisi ise; dejavizitedir, daha önce gidilmemiş bir yere gidilmiş hissine kapılma durumudur ve insanlarda çoğunlukla dejasente görülmektedir.

Dejavu beyindeki bir rahatsızlık durumudur

Dejavu reankarnasyon boyutuna taşınma çalışılsa da alakası yoktur. Dejavu beyin ile ilgili bir rahatsızlık durumudur. Dejavu beyin içerisinde bulunan zamansal mekanizmaların farklılaşması ile ortay çıkan bir durumdur. Beyinde kaydedilen bilgilerin uyumsuzluğu dejavu yaşanmasına neden olur. Günlük hayatta yaşadığımız olaylar öncelikle kısa süreli belleğe giriş yapar daha sonra kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş yapar ve bu geçiş sırasında ortaya çıkan problem dejavu hissini oluşturur.

Bilimsel deneyler ne diyor

Son zamanlarda bilim adamları yaşamadığımız bir şeyi yaşamış gibi hissetmemizin nasıl olduğunu anlamak için bir çok deney yapmaktadır ve bu araştırmalar için bir çok sağlıklı kişinin beyin emarını çekmişlerdir. Araştırmaya katılan gönüllülere yaşadıkları kesin olarak konularda beynin yan alt kısmında bulunan ve yaşanan bir çok olayı hatırlayan bölgelerdeki hareketliliğin arttığı gözlemlenmiştir ancak katılımcıların çok emin olmadıkları biraz emin olduklarını söyledikleri ama asla yaşamadıkları olayları düşündükleri sırada ise beynin üst bölgesinde bulunan ve yaşanan olayların yalnızca ana fikrini belleğe alan bölgenin daha hareketli olduğu gözlemlenmiştir.

Hala ne kadarı tam olarak kullandığımızı bilmediğimiz beynimizde yaşanan olaylar günümüzde bile hala sırrını korumaktadır. Umarız bir gün tüm sırlarını çözebilir ve daha çok etkin şekilde beynimizi kullanabilir ve anlayabiliriz.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in