Çözüm Sürecinin 35 Yılı


Türkiye’nin en ağır sorunu

Türkiye tarihinin en ağır sorunlarından biri olan ve 20. yüzyıldan 21. yüzyıla taşınan, soruçları ile binlerce hayata mal olan kürt sorunu uzun yıllar sonra başka bir aşamaya geldi. Bazı politikalarla sorunun üzeri örtülmeye çalışıldı. Hükümetin demokratik açılımı ve Öcalan’ın 21 mart 2013 silahları bırakın çağrısı sorunu yeni bir paradigmaya dönüştürdü.

Türkiye tarihinin en büyük sorunlarından birisi, kimilerine göre kürt sorunu, kimilerine göre etnik bir sorun, kimilerine göre terör sorunu. İsmini ne koyarsak koyalım Türkiye tarihinin son 35 yılına damgasına vurmuş durumda. Sadece siyasi değil ekonomik ve sosyal bir sorun. Giderek karmaşıklaşan bir mesele aslında. Şu anda önemli bir noktaya gelindi peki bu noktaya nasıl gelindi?

Türkiye Cumhuriyeti öncesinde ve sonrasında var olan bir sorun şu an farklı bir aşamada. Olan bitene son kürt isyanı diyende vardı. Hep meseleye kürt sorunu ve 1980 lerden sonra ortaya çıkan Pkk neticesinde bakıldı, tartışmaların çoğunlu meselenin güvenliği olarak algılandı.

Bu sorun kimlik siyaset sorunudur fakat silahla iç içe geçmiş bir kimlik sorundur. Kürt meselesi Pkk meselesi değildir sadece diyende var ama kürt meselesi Pkk meselesinin de bir parçasıdır.

 

pkk

 

Pkk ile ilk temas

Öcalan’la ilk temas 1993’te gerçekleşiyor, teması sağlayan isim Celal Talabani. Öcalan’ın kendiside bu arayışların içerisinde yer aldı. Turgut Özal bu işe el atmak ihtiyacı duydu, kürt gerçeğinden yola çıkarak bir anlayış değişikliği Özal tarafından atıldı. Bugünlere atılacak görüşmelerin ilkidir aynı zamanda. Celal Talabani o sıralarda Şam’da olan Öcalan ile temas kurarak müzakerelere gidilebileceğini Öcalan’a anlatmak için çaba sarf etti. 20 mart 1993′ Pkk ilk kez tek taraflı ateşkes ilan etti ama girişimler bir şekilde kesintiye uğradı ve fazla uzun sürmedi. Özal o zamanlar federasyonu da tartışabiliriz demişti. Özal öldükten sonra Bingöl karayolunda 33 askerin öldürülmesi ile birlikte o süreç heba edildi. İlk ateşkes ve çözüm cevapsız kalacaktı.

Devlet Pkk’nın nabzını yoklamaya devam ediyor

Tartışmaların yapıldığı en büyük yer Tbmm idi. Gemişte en büyük eleştiri sivil siyasetin bu konuda gerektiği gibi tartışmadığı gerçeği idi. Devlet böyle bir işe hazır değildi ve o sıralar sendeledi. O dönemde mecliste bulunan kürt kökenli milletvekilleri değim yerinde ise yaka paça dışarı atıldı. Leyla Zana’nın kürtçe konuşmak istemesi onun cezaevi günlerinin başlangıcıydı.

Parlemontoda söylenenler temaslar bugün ile kıyaslanmayacak derecede naif kalıyor aslında.

Uzun yıllar devlet ile Pkk temasa geçmek istedi, bunlar bir nabız yoklaması mıydı, Pkk’nın ne düşündüğünün bilinmek istenmesi miydi. Çiller, Yılmaz ve Erbakan 2000’li yıllara kadar çözüm arayışı sürdü ama ateşkesten ileri gitmedi, ateşin üzerine kül atıldı. Refah Yol olarak adlandırılan koalisyon döneminde Erbakan ile Pkk görüşmek istedi, nasıl silah bırakılınabilir sorusuna cevap arandı. Peki silah bırakılacak bunun karşılığında ne verilecekti. 1997 yılının şubat ayında asker dolaylı olarak Pkk ile görüşme sağlayacaktı, yeninden nabız yoklamaları başlayacaktı.

abdullah öcalan

 

Öcalan yakalandı

Yıllar içerisinde bir çok iniş çıkışlar yaşandı. 1990 yıllar Türkiye için çok sancılı yıllardı. Faili meçhul cinayetler çoğaldı ve ölü sayısı artıyordu. Bir anlamda barışa ya da görüşmelere kimse şans tanımıyordu. Şu an 1990’larla kıyaslanmayacak bir haldeyiz, o günlerde sabah evden çıkan akşam eve geleceğini bilmiyordu, bu olaylar bir kesime özgü değil bütün toplumu kapsayan bir durumdu.

Öcalan Şam’dan ayrıldı ve 1990 şubat ayında yakalandı, bu tarihten sonra görüşmeler daga farklı nitelik kazandı. Örgütün lideri yakalanmıştı peki sorun bundan sonra başka bir yere evrilecek miydi? Pkk dağılacak mıydı? mesele başka bir yere evrilmişti artık. 2004 yılı sonlarında Öcalan ile konuşulmasının gerekli olduğu savunuldu. 1999 yılında Öcalan Pkk’ya Türkiye’yi terk edin mesajı verdi ve o yıllarda Türkiye’de olağanüstü hal kaldırıldı.

ak parti

 

Ak Parti görüşmelere resmen başladı

Yıl 2005 Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır konuşması. O konuşmalar çözüm sürecinin milaldı olmuştur. Ak Parti bu zemin üzerinden yol almaya çalıştı. 2005 yılı itibariyle görüşmelerde Mit ön plana çıkacaktı. Pkk’yı dağdan indirme girişimi olarak adlandırılan yıllar başlamış oldu.

31 Ağustos 2009’da Beşir Atalay’ın açıklmasıya, kürt kanalı, köy isimlerinin bazısının değişmesi gibi sorunun yavaş yavaş çözmeye başladılar ve umuda yolculuk dediler bu yolculuğa. Oslo süreci başladı ve Devlet Pkk çözüm girişimlerine başladı. Bu süreçten sonra çatışmalar sona erdi ve çatışmalar sona erdi. Pkk bu süre içerisinde alan hakimiyeti adı altında polis ve askerle çatışsada o zamandan sonra silahla bir yere varılamayacağı yavaş yavaş anlaşılır oldu.

Çözüm süreci artık geri dönülemez bir yolda

Artık ateşkes değil silahların bırakılması konuşulmaya başlamıştı ve bu çözümün toplumsal desteği oluşmaya başladı. Pkk yıllardır sürdürdüğü silahlı mücadeleyi bırakaak ve sivil siyasetin yolu açılacaktı.

Peki bu süreçte sadece iç dinamikler mi rol oynamıştı, Ortadoğudaki gelişmeler Işid’in varlığı Türkiye’yi kaygılandırdı ve görüşmelerin her iki taraf içinde daha iyi olacağı düşüncesine yoğunlaştı.

30 yıllık bir süreçte bir kaç ayda sonuç almak imkansız bu temelde sürecin tarihsel bir adımı vardır ve bu sürecin tarafları olayın şeffaflığına da işaret ediyor, iki tarafta çözüme ulaşmak için çok çaba sarf etmiştir.

35 yılın ardından en fazla kararlılığın gösterdiği yıllardayız ve bu yoldan geri gidilemeyeceğinin herkes farkında.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in