Büyük İskender kimdir


büyük iskender

büyük iskender

Antik çağlarda yaşamış fatihlerin en ünlüsü Büyük İskender,  M.Ö 356’da, Makedonya’nın başkenti Pella’da doğmuştur. Babası Makedonya kralı 2. Filip, gerçekten olağanüstü yeteneklere ve önseziye sahip bir kişiydi. Filip, Makedon ordusunu genişletti, yeniden düzenledi ve en üst düzeyde bir vuruşma gücü haline getirdiği. Bu orduya önce kuzey Yunanistan’daki komşularına karşı kullanıldı daha sonra Yunanistan’ın güneyine yönelerek Yunanistan’ın büyük bölümünü fethetti.

Babası öldüğünde İskender henüz 27 yaşında idi. Filip oğlunu yerine geçmek üzere özenle hazırlamıştı ve genç İskender o yaşında hatırı sayılır askeri deneyime sahipti.

Hem Yunanistan’da hem de kuzeydeki ülkelerde yaşayan halk, Filip’in ölümünü Makedon boyunduruğundan kurtulmak için iyi bir fırsat olarak gördüler. Ancak İskenderi tahta çıkışını ik iki yılında her iki bölgeyi de sindirmeyi başardı. Sonra Pers İmparatorluğuna yöneldi.

İskender Pers İmparatorluğu’nu işgale M.Ö 334 yılında başladı. Ordusunun bir kısmını Avurupa’daki mülkünün korunması için ülkesine bırakmak zorunda olduğundan, İskender cüretkar fethine sadece 35.000 askerle çıktı. Perss ordularıyla karşılaştırıldığında çok küçük bir güçtü bu. Sayısal dezavantaja rağmen, İskender Pers kuvvetleri karşısında ezici bir üstünlük sağladı.

İskenderiye’de bulunan İskender’in Fetihleri esnasında izlediği yolları gösteren harita.

2000px-Imperio_de_Alejandro_Magno_con_ruta.svg

İskender askerlerini önce Küçük Asya (Anadolu)’ya sürerek burada mevzilenen küçük Pers ordularını yendi. Sonra Suriye’nin kuzeyine hareket ederek büyük bir Pers ordusunu Issuz’da bozguna uğrattı. İskender daha sonra güneye yöneldi ve yedi ay süren zorlu bir kuşatma sonunda Fenikelilerin, bir ada şehri olan günümüzde Lübnan sınırları içinde bulunan Tyre şehrini zaptetti.

Tyre düştükten sonra İskender güneye doğru yürüyüşünü sürdürdü. İki aylık bir kuşatmadan sonra Gazze de düştü. Mısır hiç savaşmadan teslim alındı.

Bu zaferlerden sonra İsklender askerlerini Babil’e ve Perslerin başkentleri Sus ve Persapolis şehirlerine sürdü. Pers kralı 3. Darius İskender’e telsim olmasını engellemek için subayları tarafından öldürüldü Buna rağmen Draius’un yerine geçek kralı öldürdü ve üç yıllık bir savaşta sonra doğu İran‘ı tamamen zaptetti ve ilerleyişini Orta Asya’ya doğru sürdürdü.

Bu arada Doğu ve Batı’nın evlenme töreni adını verdiği büyük bir davet düzenledi. Bu davette bir kaç bin Makedon askeri Asyalı kadınlar ile resmen evlendi. Kendisi de daha önce Asyalı bir prensesle evlenmiş olmasına rağmen, Darius’un kızıyla evlendi.

İskender’in yeniden düzenlediği ordusuyla yeni fetihle yapmak istediği açıktır. Arabistan’ı ve belki de Pers İmparatorluğu’nun kuzeyini zapt etmeyi planladığını biliyoruz. Hindistan’ı bir daha işgal etmeyi ya da Roma, Kartaca ve batı Akdeniz’i fethetmeyi düşünmüşte olabilir.

İskender yerine geçecek kişiyi belirlemediğinden ölümünden kısa bir süre sonra bir erk kavgası başayacyacaktı. Ardından gelen savaşlarda, İskender’in annesi, eşleri ve çocuklarının hepsi öldürüldü.

İskender genç yaşta ve hiç yenildi almadan öldüğünden yaşasaydı nelerin olabileceğini üzerine fazlaca kafa yorulmuştur. Eğer kuvvetlerini barı Akdeniz adalarını işgale yönlendirmiş olsaydı, bunu büyük bir olasılıkla başarırdı ve bu durumda da batı Avrupa tarihinin tümü, son derece farklı olabilirdi. Ama bu tür söylemlerin, ne denli ilginç olursa olsun, İskender’in gerçek etkisinin değerlendirilmesiyle çok az ilgisi vardır.

Aynı zamanda Aristoteles’ten ders görmüş ve Hometros’un şirine fazlasıyla diğer veren bir entellektüeldi. Hatta Yunan olmayanların her zaman barbar olmadıklarını fark ederek, gününün Yunan düşünürlerinden çok daha ufku açık birisi olduğnnu göstermiştir.

İskender’in çekici bir insan olduğu ve yenilgiye uğrattığı düşmanlara karşı son derece uzlaşmacı ve merhametli bir tavır takındığı sanılıyor. Diğer yandan da kendisini delilik dercesinde beğenen, vahşi mizaçlı bir insandı. Bir keresinde sarhoşken ettiği bir kavgada bir zamanlar hayatını kurarmış olan yakın bir arkadaşını öldürmüştür.

Napolyon ve Hitler gibi İskender de kendi kuşağı üzerinde olağanüstü bir etki bırakmıştır. Ancak kısa vadede etkisi, sırf döneminde iletişim ve ulaşım araçlarının kısıtlı olmasının etkisi alanını yer kürenin küçük bir bölümüyle kısırlaması nedeniyle onlarınkinden daha da azdır.

İskender yaşadığı sürece yirmiden fazla yeni şehir kurdu. Bunların arasında en ünlüsü, Mısır’da bulunan kısa zamanda dünyanın belli başlı şehirlerinden biri haline gelen ve kayda değer birer eğitim ve kültür merkezi olan İskenderiye idi. Afganistan’daki Herat ve Kandahar’ın da aralarında bulunduğu diğer birkaç şehir daha, zaman içinde önem kazanan şehirler olmuştur.

İskender, Napolyon, ve Hitler’in etkileri bir arada değerlendirildiğinde birbirlerin oldukça yakın gözükmektedir. Yine de, diğer iki kişinin etkisinin İskender‘in yapmış olduğu etkiye oranla daha az kalıcı olacağı izlenimi edinilmektedir. Buna dayanılarak, kısa vadeli etkisi diğerlerine göre daha düşük olmakla birlikte, Onlardan biraz daha üst sıraya yerleşmiştir.
Kaynak: Michael H. Hart-Dünya tarihine yön veren en etkin 100 kitabı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in