Araf’ta 7 yıl


arafta 7 yıl

emre soncanGazetece – Yazar Emre Soncan, “Araf’ta 7 Yıl, Abdullah Gül” kitabını anlattı

27 Nisan muhtırası

27 Nisan gecesinde muhtıra verildikten sonra Ak Parti içerisinde bir çok kişiye ulaşamadık, o gece herkes bir mücadele olacağından emindir, askere yakın olan kişiler vekilleri abluka altına aldılar. Cumhurbaşkanı seçiminden önce Abdullah Gül’den başkasını Cumhurbaşkanı yapmak istediler. O dönemde bir süre için Tayyip Erdoğan’da darbe olacağına inandı. Fakat başka bir istihabarat teşkilatı askerin fiili mücadele yapmayacağını, yapamayacağını bildirdi. Hem Erdoğan‘a Hem Gül’e gelen notta subayların darbe yapmayacaklarını sakın geri adım atmamalarını söylendi. Bundan sonra geri adım atmadılar.

17 Aralık operasyonu

Abdullah Gül 17 Aralık operasyonunu önceden haberdardır iddiası var ama Gül bu iddiayı yalanladı, yalanladığı içinde bizim güvenmemiz lazım. Bende Gül’ün 17 aralığı bildiğine dair herhangi bir emare yok.

Abdullah Gül, 17 Aralığın yolsuzluk davası olduğunun farkında, hırsızlık operasyonu olduğunu biliyor. 18 Aralık sabahın da dik dursaydı, bu olayın üstüne gidilsin, bunu altından pis kokular geliyor deseydi bugün kesinlikle bambaşka bir ülkede olurduk. Demokrasiye inanan toplumsal kuruluşlar daha özgüvenli olurdu. Anayasa askıya alınmaz ve de demokrasi daha rahat yürürdü.

Erdoğan yol arkadaşlarının hepsini tasfiye etti

Yeni Türkiye’de vefa diye bir şey yok. Gül, Erdoğan’a rağmen Cumhurbaşkanı oldu ve sonra altın tepsi ile Cumhurbaşkanlığını Erdoğan teslim etti ve sonra da Erdoğan Gül’ün partiye dönmesine müsade etmedi çünkü Yeni bir Ak Parti kurulmak istedi. Erdoğan yola çıktığı arkadaşlarının hepsini tasviye ediyor. Onun kafasında hep tek adam düşüncesi var. Bugün beraber yol yürüdüğü arkadaşlarını da yarın tasfiye edecek.

Abdullah Gül’ün muhalefet partileri ile işbirliği nasıldı

Muhalefet partisine Abudullah Gül‘ün bakışında demokrasinin gücüne inanan bir bakış açısı vardı. Gül muhalefete önem veriyor ve muhalefetin fikirlerinden istifa ediyordu. Gezi eylemlerinde halka karşı daha özgürce ve daha nazikçe davranılmasını istedi fakat Erdoğan, Gül’ün bu tutumunu kendisine karşı bir tavır olarak değerlendirdi ve hemen ardından iki başlı Türkiye olmaz açıklamasını yaptı.

Abdullah Gül’ün millete vefa borcu var

Hep dengeleri gözeten bir tutumu var. Bu millet Abdullah Gül’e herşeyi verdi, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekili yaptı öyle ya da böyle halk Gül’e bir sürü yetki verdi. Bence her siyasetçinin olduğu gibi Gül’ün millete büyük bir vefa borcu var. Bu vefa borcunu da demokratik bir yürüyüş başlatarak bu millete ödeyebilirdi. Köşkete son günerinde anti demokratik yasalara hayır diyerek verebilirdi.

Abdullah Gül’ün ürkekliğine şu açıdan da anlamlandıramadım; Yenilikçi hareketin lideri olarak Erbakan’a rağmen aday oldu ve burun farkı ile kaybetti ama siyasi bakımdan büyük bir olaydı. Erbakan’a bayrak açan kişi Erdoğan’a rağmen köşeye çekildi. Sis perdesinin kalkması için biraz daha beklememiz gerekli.

Gül ve Gülen ilişkisi

Gül, Gülen hareketi ile ilgili süreçte Erdoğan gibi düşünmüyor. Okulların bağımsız olması gerektiğini düşünen biri. Erdoğan’ın Gülen okullarını şeytanlaştırırken Gül’de bu olaylara hiç bir şey demedi. Abudullah Gül’ün Gülen hareketlerine karşı alınan tavırda hiç bir açılama yapmadı. En azından bir şeyler söylemesi gerekliydi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

reset password

Geri
log in